Sağlık

Sıtma (Malarya) Hastalığı

Sıtma, Anofel cinsi sivrisineklerin sokması ile insanlara bulaşan protozoalar sınıfından plasmodium bir parazitin neden olduğu bir hastalıktır.

Anofel cinsi sivrisinekler duvarda dik olarak dururlar. Bu nedenle duvara paralel duran ve zararsız olan culex cinsi sivrisineklerden kolayca ayrılırlar.

Tropikal ülkelerde hüküm süren sıtma ile bazı ılıman iklimli ülkelerde de karşılaşılmaktadır. Ölüme yol aça önemli bir halk sağlığı sorunudur.

İnsanlarda sıtma (malarya) hastalığını okuşturabilecek 4 tür plasmodium vardır :

1 – Plasmodium Falsiparum : En tehlikeli olanıdır. Çok ağır seyreder çok defa öldürücü olan ağır malarya tersianayı oluşturur. Gelişim evresini 24-30 saatten tamamlar. Çoğunluklar her gün nöbet gelir.

2 – Plasmodium Vivaks : İyi seyirli bir malaryaya yol açar. Gelişim evresini 48 saatte tamamlar ve gün aşırı nöbete neden olur. İyi seyirli tersiyana nöbetidir. (Çoğunlukla gün aşırı)

3 – Plasmodium Malaria : Malarya Kuartana’nın etkenidir. 72 saatte gelişimini tamamlar. 3 günde bir nöbet görülür.

4 – Plasmodium Ovale : Çok seyrek görülür bir tiptir. Kuartana tipinde hastalık nöbeti yapar. 72 saatte bir görülür. (3 günde bir)

Plasmodium’un Gelişim Dönemi :

Plasmodium yaşama dönemini iki değişik organizmada tamamlar :

İnsandaki Şekli : Anofel cinsi dişi bir sivrisinek bir insanı soktuğu zaman kana giren sıtma parazitleri tek hücreli mikroskopik elemanlardır. Kan yolu ile karaciğere giderler. Orada çoğalırlar. Bunların içlerinde binlerce küçük kistler (merozoit) bulunur. Olgunlaşan kistler açılır. Serbest kalan binlerce Merozoit kırmızı küreler içine girer.

Eritrosit (Kırmızı Kan Hücreleri) İçi Dönemi :

Eritrosit içine giren merozoitler orada kanla beslenirler. Hemoglobini parçalarlar. Eritrosit içinde bu gelişmiş, olgunlaşmış parazite Trofozoit adı verilir. Hemoglobini yemeye devam eden parazit iyice olgunlaşır ve şizont adını alır. Daha sonra genç şizontun nüvesi 2-4-8’e bölünür. İçinde yeni merozoitler oluşur.

Sonra eritrosit parçalanır, serbest kalan merozoitler kana dökülür ve herbiri bir eritrosit içine girer. Bu sırada hastada titreme, üşüme, ateş yükselmesi görülür. Bu eşeysiz bir çoğalma şeklidir.

Sivrisinekteki Yaşama Evresi :

Hasta kanını emen sivrisineğin midesinde erkek ve dişi gametler aktif hale gelir ve birleşerek zigot oluşur. Sivrisineğin mide duvarını delerek dış yüzüne yapışır, büyür, gelişir, bir çok kısımlara ayrılır. Sporozoit’ler oluşur. Bunlar sivrisineğin tükürük bezlerine gider, yerleşirler. Sporogoni denilen bu cins birleşme, ancak sivrisineğin vücudunda oluşur. Anofelin ısırması ile sporozoitler, yeni bir insana transfer edilmiş olur.

Kazalara bağlı olarak transfüzyon (kan nakli) ve enjeksiyonla verilen malaryada yalnız eritrosit içi dönemi vardır. Büyüyen parazitlerden bir kısmı fazla bölünmezler, erkek ve dişi gametler haline gelirler. Bu gametler sivrisineklere bulaşan şekilleridir.

Malaryalı anneden fötüse plansenta ile merozoitler geçmez, fakat eritrosit içinde iken onunla birlikte geçer ve sıtmayı doğmadan önce fötüse bulaştırırlar. Bu çocuklar malaryalı olarak doğar.

Sıtmanın Belirtileri :

Süt çocuklarında ağır seyreder. Üşüme, titreme ile ateş yükselir, konvülziyonlar, kusma, halsizlik görülür. Birkaç saat içinde ateş düşer. Hasta bol terler. Dalak büyür. Kansızlık yerleşir. Ağır beslenme bozukluğu ve kansızlık bebeğin ölümüne yol açabilir.

Büyük Çocuklarda Sıtma :

Kuluçka dönemi 5-20 gün kadardır. Kırıklık, iştahsızlık, kansızlık vardır. Parazitlerin kana dökülme döneminde ateş, kol, bacak, baş ağrıları, birkaç saat sonra da bol terleme ile ateş düşer. Dalak, karaciğer giderek büyür. Kansızlık artar. Kusmalar, diyareler (ishaller) olabilir.

Hastalık kanda parazitleri mikroskop altında görme ile kanıtlanır.

Ağır tersiyana şekli malaryada şiddetli kusma, diyarelerle hasta komaya girebilir.

Hastanın Bakımı :

Sıtmadan şüphe edilen kişi mutlaka doktora götürülmelidir.

Sıtma ilaçları ile tedaviye alınan hasta evde tedavi görebilir. Hastaneye yatması zorunluluğu yoktur. Hastanın kansızlığını düzeltmek için ilaçlarla birlikte uygun bir diyet yarar sağlar.

Küçük bebekler hariç nöbetler dışında pek fazla yardıma ihtiyaç yoktur. Beslenme ön plandadır.

Sıtmadan Korunma :

Malaryaya karşı aşı olmadığına göre bu hastalığa karşı iki koruma yolu düşünülebilir:

1 – Hastalığın yayılmasını önlemek,

2 – Organizmadaki parazitlerin zararsız hale getirilmesi.

Cibinlikler, vantilatör, deri üzerine sineklerin konmaması için sürülen losyonlar belli ölçüde savunma sağlarsa da hiçbir zaman garantileri yoktur.

Sivrisineklerin barınakları olan ağaçlık, sazlık gibi yerler, gelişim evrelerini geçirdikleri bataklıklar, su birikintileri ilaçlanmalı, gereğinde kurutulmalıdır. Malaryanın hiç görülmediği bölgelerden geçici bir süre için gelenleri korumak için anofelin ısırması olanaksız olduğundan tek seçilecek yol koruyucu ilaç tedavisi ile önlem almak olacaktır. Malarya, bulunulan bölgeye özgün bir problem olduğundan hastalığın yayılmasını önlemek için o bölgeye göre bir program gereklidir. Bu nedenle malarya dünya üzerinde birçok ülkelerde halen önemli bir sağlık sorunu olarak hüküm sürmektedir.

Malaryaya Karşı Açılan Savaşın İki Evresi Önemlidir :

1 – Taşıyıcıların nötralizasyonu.

2 – İlaçla korunma.

Taşıyıcılar sivrisinekler olduğuna göre önce onların yok edilmesine çalışmak veya gametlerin sivrisineğin vücuduna girmesini önlemek gereklidir. Anofellere karşı savaş, larva veya olgunluğa erişmiş sivrisineğin veya her ikisinin birden yok edilmeye çalışmasıdır.

Bu amaçla mekank, biyolojik, fiziksel ve kimyasal (klorlanmış veya fosforlanmış organik maddeler) yöntemler kullanılır. Yöntemlerin seçimi, sineğin biyolojik yapısına eldeki olanaklara ve toplumun savaşa katılma düzeyine bağlı olarak seçilir. Yerli halka, durgun suları kapaması, konserve kurularını gömmesi, böceklerin yararlanabilecekleri besin artıklarını açıkta bırakmamaları gibi bilgiler verilmelidir.

Toplu olarak ilaçla korunma düşünülebilse de,

Uzun süre uygulanabilecek zararsız bir ilaç olmaması nedeniyle bir ülkenin sağlık denetimi, o ülke koşullarına uygun olarak yapılmalı elde bulunan birçok yöntemden en etkin ve uygun görülenleri uygulanmalıdır.

Kan transfüzyonu ile meydana gelebilecek malaryaya karşı korunabilmek için de kan verecek vericilerin seçiminde önce kan sıtma paraziti aranılmalı ve sağlıklı olanlarda kanı alınmalıdır. Malaryalı bölgelerde kan nakli yapılan kişiye kan nakli yapıldıktan 24 saat sonra koruyucu dozda antimalarial (sıtma) bir ilaç verilmelidir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir