Kişisel Gelişim

Daha iyi bir dinleyici olmak için etkili 7 yöntem

İnsanlar konuşurken dinler misiniz onları? Konuşulanların ne kadarını gerçekten anlıyorsunuz?

Kısa bir süre önce, iletişim esnasında konuşulanlara odaklanmayan birisi ile görüşüyordum. İletişim kurduğumuz tüm süre boyunca durmadan başı ile onaylayıp “evet” dese de, ardından yaptığı yorumlar kendini tümüyle vererek dinlemediğini ortaya koyuyordu.

Mesela, ben A konusu hakkında konuşurken dikkat çektiğim bir nokta vardı ama o sürekli ben B konusundan bahsediyormuşum gibi karşılıklar verdi.

Bu bana çok garip geldi, bu yüzden ağır ve daha vurgulayıcı bir biçimde söylediklerimi tekrarladım. Ama aynı şey tekrar oldu – ben konuşurken başı ile beni onayladı ve “Evet” dedi, verdiği karşılık ise onun, anlatmaya çalıştığım meselenin özünü anlamadığı hissini verdi bana.

O sırada, tamamen şaşkına döndüm. Onunla birkaç kez daha sohbet ettikten sonra anladım ki, bu ikimizin sürekli yaşadığı bir şey. Genellikle beni onayladı ve dinliyormuş gibi gözükmeye çalıştı ama yorumları çoğu zaman konuyla alakasızdı. Dinlediğine ilişkin işaretler varmış gibi görünse de, asla gerçek anlamda dinlemiyordu.

Dinlemek önemli bir yetenektir – bir insanın farkında olduğundan daha önemlidir. Dinlemek sürekli kullandığımız bir araçtır – çalışırken yöneticilerimizle ve iş arkadaşlarımızla, sunumlarda, dostluklarda, sosyal ortamlarda ve ailemizle sürekli iletişim kurar, dinleme özelliğimizi kullanırız. İster inanın ister inanmayın ama dinleme yeteneğini televizyon izlerken bile kullanırız.

Dinlemek, özellikle benim mesleğimde çok önemlidir. Müşterilerime rehberlik yaparken, onların içsel sorunlarını (bunları gizleyebilirler de) dinlemem ve anlamam önemlidir. Bu yüzden onları yönlendirmek için, rehberliğe uygun sorular sorarım onlara. Blogumda okuyucularla iletişim kurarken yazıların satır aralarını okumaya ve onların esas söylemeye çalıştıkları şeyi “dinlemeye” önem veririm. Çünkü tek başlarına kelimeler, anlatmaya çalışılan meseleyi iletemeyebilirler.

İyi bir dinleyici olmak için sadece konuşan kişinin söylediğini duymanın yeterli olmadığını öğrendim. İyi bir dinleyici olmak; bunu bilinçli olarak istemeyi, dürüstlüğü ve uygulama yapmayı gerektirmektedir. Bu yazıda, “Nasıl daha iyi bir dinleyici olunur?” sorusuna ilişkin 7 kişisel tavsiyemi sizlerle paylaşacağım.

1. Dikkat Dağıtıcı Tüm Unsurları Ortadan Kaldırın
Günümüzde ve bu yüzyılda sınırları zorlama sınavımızda, internete göz atmaktan e-posta kontrol etmeye, cevaplamaya, çalışmaya, telefonda konuşmaya, cep telefonlarımızla zaman geçirmeye ve defterlerimize bir şeyler yazmaya kadar pek çok görevimiz var. Bu yüzden insanlar bizimle konuşmayı istediklerinde, tüm dikkatimizi onlara vermeyip onları, o anda yapılmakta olan işler listesine eklememiz çok doğal.

Dürüst olmak gerekirse, özellikle kısa ve sıradan konuşmalarda bunu bizzat yaptığımı söylemeliyim. İki işi aynı anda yapabilecek durumdaysanız bunda bir sorun yok bana göre. Buna rağmen, eğer bir kişi size önemli bir şey söylemeye çalışıyorsa ya da sizinle kişisel bir şey paylaşmak istiyorsa, ideal olarak, yaptığınız işi bırakmalı ve tüm dikkatinizi o kişiye vermelisiniz. Ben böyle bir durumda bilgisayarımın ekranını kapatırım (dolayısıyla dikkat dağıtan unsurları saf dışı bırakırım), kişiye dönerim ve tüm dikkatimi ona veririm. Bu şekilde davranmak o kişiye saygı duyulduğunun göstergesidir.

2. Konuşmaya Odaklanın
Diğer insanların yanındayken dikkatli olur musunuz? Yoksa kendi düşüncelerinizde mi kaybolursunuz?
Giriş bölümünde verdiğim örnekte, arkadaşımın konuşmaya odaklanmadığı aşikârdı. Her ne kadar söylediklerimi algıladığını gösterecek şekilde başını sallasa da, zihni kendi düşüncelerinin içinde kaybolmuştu. Bu yüzden, konuşma sırası ona geldiğinde, yaptığı yorumlar konuşulan şeyle alakasız oluyordu.

İyi bir dinleyici olmak için konuşmaya odaklanmalısınız. Konuşmaya odaklanmak demek, (a) fiziksel ve (b) zihinsel olarak dalgın olmamak demektir. 1 numaralı yöntemde dikkat dağıtıcı unsurları ortadan kaldırmaktan bahsetmiştim. Sonraki adım ise zihninizi diğer düşüncelerden arındırmak ve karşınızdaki kişinin konuşmasına odaklanmaktır. Bu şu anlama geliyor; iş arkadaşınızla yaptığınız bir tartışmayı, henüz bitiremediğiniz bir işi ya da yemeği nerede yiyeceğinizi düşünmeyi bırakıp o anda konuşulanlara dikkat etmelisiniz.

Bir kişi konuşmaya daha fazla nasıl odaklanır? Ben bunu nihai bir hedef yerine devam eden bir süreç olarak görüyorum. 15 dakikalık zihin boşatma egzersizi beni asla başarısızlığa uğratmayan bir yöntemdir. Bu yöntem sayesinde zihnimi hemen arındırırım. Meditasyon, konuşmaya odaklanmak için yapabileceğiniz işlevsel alışkanlıkların bir diğeridir. Geçmişi ya da geleceği düşünmek yerine şimdide olurum ben. Nitekim bu yaşadığımız zamandır.

3. Karşınızdakinin Konuşmasını Bitirmesini Bekleyin (Başlangıçta)
Yorumlarınızla konuşmayı kesmeden önce karşınızdaki kişinin söylemek istediğini bitirmesine izin vermek iyi bir görgü kuralıdır. Biliyorum bazen kişinin ne demek istediğini tam olarak anlıyor ve kendi düşüncelerinizi paylaşmak için sabırsızlanıyorsunuz ama en azından konuşmanın başında bu isteği biraz bastırın. Çünkü kişi başka şeyler de paylaşmak istiyor olabilir ve siz konuştuğunuz için bunu yapamıyordur.

Oturup beklediğimde insanların çoğu zaman yeni şeyler söylediklerini keşfettim. Eğer araya girseydim veya lafa karışsaydım bunları asla öğrenemezdim. Kişinin söylemek istediğini anladığımda ve onu tanıdığımda, bir yandan kişinin ihtiyaçlarının bilincinde olurken ve söylemek istediği bir şey varsa anlatmasına izin verirken, araya girme konusunda da daha esnek olurum.

iyi bir dinleyici olmak için

4. Tahmin Yürütmeyin
Dinlemenin önemli bir parçası da tahmin yürütmemektir. Tahminde bulunduğunuz zaman, ihtimallerle hareket eder, otomatik olarak kişinin söylediklerini dikkatle dinlememiş olursunuz. Bu da anlamlı bir iletişim kurmanızı hemen hemen imkânsızlaştırır. Kişi A derken siz, sonuç olarak sadece B’yi duyarsınız. Çünkü her şeyden önce zihniniz yeni bir bilgi almaya açık değildir.

Konu iletişim olduğunda, ayaklarınızı yere sağlam basın ve hiçbir şey bilmediğinizi varsayın. Bu bağlamda sorular sizin en iyi arkadaşlarınızdır (7 numaralı yönteme bakın).

5. Sözcüklerin Ardına Bakın
Bir konuşmada yer alan sözcükler her zaman kişinin esas niyetini temsil etmez. İyi bir dinleyici olmak bunun bilincinde olmayı gerektirir. Çoğu zaman söylemeye çalıştığımız şey konusunda tamamen açık olmayız. Aslına bakarsanız konuşmak, düşüncelerimizi işleme yöntemimizdir.

Bu nedenle, sadece sarf edilen sözcüklere çok fazla güvenmeyin. Bunun yerine sözcüklerin ardına bakın, kişinin yüzündeki ifadeye, sesindeki tona, vücut diline, seçtiği sözcüklere ya da buna benzer şeylere dikkat edin. Kişi ne demeye çalışıyor? Sizce o ne hissediyor? Kullandığı kelimelerin anlattığının dışında neler hissediyor? Bunları, size söyledikleri ile birleştirin ve mevcut durum hakkında daha fazla bilgi sahibi olun.

6. Kişinin Söylediklerini Anladığınızdan Emin Olmak İçin Konuyu Netleştirin
Konuşmanın her aşamasında, olayı doğru anladığınızdan emin olun. Bunu, söyleneni kendi kelimeleriniz ile anladığınız şekilde ifade ederek kolayca yapabilirsiniz. Bazen anladıklarımızın dışında başka şeyler olur konuşmada ama biz ondan sadece bir şey anlarız ve emin olmayıp tahminde bulunuruz. Ancak bu hiç de hoş bir davranış değildir.

Ben her gerektiğinde, “Evet, yani söylemek istediğin …………., değil mi?” gibi netleştirici birkaç ifade kullanırım. Karşı taraf da basit bir biçimde “Evet” ya da “Hayır” der. Bu, yeni bilgiler paylaşılmadan önce herkesin hemfikir olmasını sağlar.

7. Soru Sorun
Sorular her konuşmada önemli bir rol oynar. Her şeyden önce, kişinin paylaşmadığı (kişi, konuyu zaten bildiğinizi ya da bunun konuyla ilgisiz olduğunu düşündüğü için yapıyor olabilir bunu), sadece soru sorarak açığa çıkarabileceğiniz konular vardır. İkinci olarak, sorular yeterli olmadığınız belirli bir alanda daha fazla bilgi sahibi olmanıza imkân tanır. Böylece kişinin söylemeye çalıştığı şeyin özünü daha iyi kavrarsınız.

Benim iletişim anlayışım pek çok soru barındırır. Özellikle konuşmanın başlangıcında bu soruları kullanırım. Çünkü bunu, “anlayış” ya da “bilgi toplama” aşaması olarak görüyorum. Başlangıçta aşırı bir paylaşımda bulunmaktansa kişiyi anlamayı ve onun kim olduğuna ilişkin bilgiler edinmeyi tercih ederim. Bundan sonra kendi görüşlerimi paylaşırım. Bu, benim başkaları ile kurduğum iletişimde çok işime yaradı. Bu sayede insanlar hızlı bir biçimde doğal kişiliklerini sergilemeye ve anlatmak istedikleri şey hakkında daha açık olmaya başladılar. Bu sayede insanlarla kolayca bağlantılar kurdum ve anlamlı ilişkiler geliştirdim. Nihayetinde hepimizin arzusu da budur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir